Aday Memur Ne Zaman Kalkar? Bir Yolculuk
İlk defa hayatımda bir adımın gerçekten önemli olduğunu hissediyordum. Kayseri’de sıradan bir günde, sabahın köründe uyanıp işe gitmeye hazırladım kendimi. Ama o sabah, normal sabahlardan çok farklıydı. Çünkü o gün, bir dönüm noktasıydı. O gün, aday memurluğumun sona ereceği, yani “memur” olarak kabul edileceğim gündü. Ancak, o günün sabahı bana çok şey öğretti.
Sabaha Karşı Uyanan Heyecan
Saatin 6:00 olduğunu fark ettiğimde, gözlerim neredeyse uyumuyordu. Rüyalarımda, başarıdan sonra ne yapacağımın hayalini kuruyordum. Herkesin hayatında bir “ilk” vardır ya, işte bu da benim için o ilk deneyimdi. Yıllarca çok çalışmış, çok beklemiş ve nihayet şu an, her şeyin bir anlamı olması gerektiği anda, kaybolmaya başladım. Aday memur ne zaman kalkar diye düşündüm. Bu süreçte en zor olan şey, aslında hep beklemekti. Beklemek, zamanın geçmesini umursamadan hep bir şeyler yapmaya çalışmaktı. Ama bugün, bekleyişin sonunda her şeyin netleşeceğini biliyordum. O an her şey hazırdı.
Saat ilerledikçe kalbim hızla atıyordu. Bir yandan korkuyor, bir yandan da umut ediyordum. Bu, her şeyin sonu olabilirdi ya da belki sadece bir başlangıç. Kimse bilmiyordu ama içimde bir yerlerde bir şeyler farklı hissediyordum. İçimde bir fırtına vardı. Başarı mı, hayal kırıklığı mı? O an için sadece merak ediyordum. Bütün o zaman diliminde, bir adım atmanın benim için ne kadar önemli olduğunu fark etmiştim. Her şey çok hızlı oluyordu. Kayseri’nin karanlık sokaklarında yürürken, geleceğe dair en ufak bir kaygım yoktu. Gelecek beni bekliyor gibiydi.
Gün Başlıyor, Ama Endişeler Beni Terk Etmiyor
İlk adımı atıp kurumun kapısına doğru ilerlerken, gözlerimden daha önce hiç görmediğim bir tür korku ve heyecan karışımı belirdi. Korkum, başarısızlık değildi. Korkum, her şeyin sadece bir formalite olup geçip gideceğiydi. “Aday memur ne zaman kalkar?” sorusu, her saniye içimde yankı yapıyordu. Bu bir değişimin simgesi olmalıydı. Ama gerçekten öyle mi oluyordu? Kimse içimdeki bu karmaşayı göremezdi. Kimse bu anı, sabahın erken saatlerinde ellerimin titremesini bilemezdi.
İçeri adım attım. O gün, o kadar uzun ve kısa geçmişti ki… Toplantılar, imzalar, onaylar… Her şey hızla geçti. Ama benim içinde bir şeyler eksikti. Herkes bir yanda memurluğa kabul edildiğini kutlarken, ben bir kenara çekildim. Kafamda hep aynı soru dönüp duruyordu: “Aday memur ne zaman kalkar?” Oysa bu sadece bir unvan değil miydi? Yani, ben bu unvanı alırken sadece bir adım atmış mı oluyordum? Hayal kırıklığı ve tatmin duyguları iç içe geçmişti. Bunu kabul edebilmek zordu. Herkes memuriyetini kutluyor ama ben tam anlamıyla mutlu olamıyordum.
Anlamın İçine Düşmek
Beklediklerimle karşılaştım, fakat duygusal anlamda her şeyden daha fazlasını bekliyordum. Memuriyetim bir adım öne gitti, ama o adım bana her şeyin geçici olduğunu düşündürdü. Gerçekten memur olmak mı istiyorum, yoksa sadece bir şeylere ulaşabilmek için bir işareti mi bekliyordum? Bu soru kafamı meşgul etti, ruhumu sarstı. Birçok insan “Sana başarılar!” diyor ama içimde bir boşluk vardı. O boşlukla yüzleşmek, belki de en zorlu kısımdı. Çalışmalarımın karşılığını almak, bana sadece bir unvan mı getirdi, yoksa kendimi keşfetmeye mi başladım?
Aday memur olmanın ardından geçen zaman, aslında bana çok şey öğretti. İlk başlarda bu unvanla ilgili tüm duygularımı anlamakta zorlanıyordum. Herkes bir başarıyı kutluyor, ben ise ne hissettiğimi çözmeye çalışıyordum. Memuriyet, bana özgürlüğü mü sundu, yoksa sadece bir düzenin parçası mı oldum? Sorular birbiri ardına geliyordu. Ama her sorunun ardında bir cevap vardı, öyle ya da böyle.
Ve Sonunda, Her Şey Yerli Yerinde
Saatler geçtikçe, bu sorular da bir kenara kaydı. O gün öğleden sonra, ofisime geri dönerken içimde bir huzur vardı. Evet, belki o ilk zamanlar gibi her şeyin yolunda gitmesini bekleyecektim, ama belki de hayat, biz ne kadar plan yaparsak yapalım, o planların dışında bir şekilde şekillenecekti. Aday memur ne zaman kalkar? Bunu öğrenmek zaman aldı. Gerçekten kalkmak demek, sadece bir unvanı kabul etmek değil, hayatın içindeki bir yeri bulmak demekti. Benim için, artık her şey değişmişti. Ama bu, her şeyin bitişi değil, sadece başlangıcıydı.
Ve belki de, en sonunda, aday memurluk, hayatımda gerçekten kalkması gereken bir şeydi: o an, içimdeki kaygılar ve endişeler kalktı.