İçeriğe geç

Kendi borusunu calmak ne demek ?

Kendi Borusunu Çalmak Ne Demek? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından İnceleme

Birbirimize bağırdığımız, birbirimizin sesini duymaya çalıştığımız bir dünyada, toplumsal cinsiyet ve sosyal adalet meseleleri her geçen gün daha fazla dikkat çekiyor. “Kendi borusunu çalmak” deyimi de, belki de çoğumuzun zaman zaman fark etmeden kullandığı, aslında içinde çok derin toplumsal ve kültürel anlamlar taşıyan bir kavram. Sokakta yürürken, otobüste ya da iş yerinde bunu nasıl gözlemlediğimi anlatırken, fark ettiğim birkaç gerçek, bu deyimin tam olarak ne demek olduğuna dair toplumsal bir perspektif sunuyor.

Kendi Borusunu Çalmak: Kişisel Çıkar İçin Başkalarının Haklarını Göremez Hale Gelmek

Hepimiz bir şekilde kendi borumuzu çalmışızdır; ya da çalanları bir şekilde gözlemlemişizdir. Ancak, bu deyim sadece bireysel çıkar peşinde koşmayı değil, aslında toplumsal ilişkilerdeki dengesizliği, kayırmacılığı ve bazen de görmezden gelmeyi anlatan bir metafordur. İstanbul’da, işe giderken, sokakta karşılaştığım birçok sahne bu deyimin içinde yatan güç ilişkilerini ve sosyal adaletsizlikleri gözler önüne seriyor.

Bir sabah, toplu taşıma araçlarında yaşanan küçük bir olay örneğini vereyim. Bir kadın, otobüs durağında sırada bekleyen erkeklerin arasından, gideceği yere daha hızlı gitmek amacıyla, “Benim de işim var!” diyerek sıranın önüne geçti. Hepimiz bir şekilde buna sinir olduk, ama durup düşününce, belki de bu kadının haklı bir nedeninin olduğuna karar verdim. Çünkü, aynı kadının sokakta yalnızken karşılaştığı sosyal baskı, belki de başka bir çerçeveden bakıldığında “kendi borusunu çalmak” olgusuyla ilintilidir.

Kadınlar, bazen toplumsal cinsiyet normlarının kurbanı olurlar. İş yerlerinde erkekler tarafından sesleri bastırılmaya çalışıldığında, bazen “kendi borusunu çalmak” onlara bir çıkış yolu gibi gelir. Kadınların toplumsal olarak yalnızca belirli bir şekilde var olmasına izin verildiği bir dünyada, bu tür davranışlar, aslında bir nevi kendi haklarını savunma çabasıdır. Yine de bu, toplumsal eşitsizliğin, kadınların kendilerini daha az değerli hissetmesinin bir sonucudur.

Çeşitlilik ve Kendi Borusunu Çalmak: Kimseyi Görmezden Gelme Hakkı Yoktur

“Çeşitlilik” kelimesi, aslında kendimizi her türlü farklılıkla kabul etmek anlamına gelir. Fakat, toplumsal yaşamda bunu ne kadar içselleştirebiliyoruz? İş yerlerinde bir kişinin sadece görünüşüne ya da sosyal statüsüne dayalı olarak daha fazla fırsat bulması, “kendi borusunu çalmak” deyiminin başka bir anlamını taşıyor. İnsanlar, farkında olmadan, daha güçlü olduklarını düşündüklerinde kendilerini farklı grupların önüne koyabiliyorlar.

İstanbul’daki iş yerlerinde ya da sosyal hayatta, çoğu zaman gözlemlediğim bir durum var: bazı kişiler, daha önce bir yere ait olmadıkları halde, güçlerini kullanarak bir şekilde kendi çıkarlarını korumaya çalışıyorlar. Bu bazen çok açık bir şekilde gerçekleşiyor; bazen de gizli bir şekilde. Birkaç ay önce bir toplantıya katıldım, bir iş yerinde. Fark ettim ki, sürekli söz hakkı bulan, kendini ön plana çıkaran ve bir türlü konuşmalarına son veremeyen bir erkek vardı. Oysa, aynı toplantıda kadına, farklı bir kültürden gelene ya da daha sessiz duruşu olan birine yer yoktu. Bu da aslında toplumsal çeşitliliğin göz ardı edilmesi ve kimsenin “kendi borusunu çalmasına” olanak sağlanması demekti. Her bireyin sesini duyurabilmesi gerektiği bir ortamda, toplumdaki baskılar ve eşitsizlikler, farkında bile olmadan bizlere kendi borumuzu çalma hakkı tanıyor.

Sosyal Adalet ve Kendi Borusunu Çalmak: Birlikte Yükselmek Mümkün Mü?

Sosyal adaletin önündeki engeller, çok büyük. Ama bazen küçük bir adım, büyük bir değişim yaratabilir. “Kendi borusunu çalmak” deyiminin toplumsal bir yansıması, sosyal adaletle ilgili bir kavramın da temellerini atar: Hepimizin sesi duyulabilir. Ama bunun yolu, başkalarının haklarını yok saymaktan geçmez.

Sokakta, iş yerinde ve evde gördüğüm sahneler, bu konuda ne kadar yol almamız gerektiğini gösteriyor. Bir sabah, İETT otobüsünde, yaşlı bir adamın ayakta kalmaya çalışırken, genç bir kadının onu görmezden gelerek, telefonuyla ilgilendiğini gördüm. Kadın, belki de farkında olmadan, toplumsal normları ve sosyal adaleti göz ardı etmişti. Ancak, bir adım sonrasında, kadının yaşlı adama yer verdiğini ve empati gösterdiğini fark ettim. Bu, aslında toplumsal cinsiyet ve sosyal adalet meselelerinin birlikte nasıl ilerleyebileceğine dair umut veren bir örnekti. Hepimizin borusunu çalmasına gerek yok; çünkü toplumsal olarak birbirimize daha dikkatli ve empatik yaklaşarak daha adil bir dünya kurabiliriz.

Sonuç Olarak: Kendi Borusunu Çalmak ve Toplumsal Dönüşüm

Sonuçta, kendi borusunu çalmak, bazen kendimizi savunma mekanizmamız, bazen ise bir toplumsal yapıyı sorgulama biçimimiz olabilir. Ancak toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi kavramları içselleştirerek, bu deyimin olumsuz anlamlarını aşmamız mümkün. Sadece kendi çıkarlarımızı değil, başkalarının haklarını da göz önünde bulundurmalıyız. Birlikte, toplumsal eşitliği ve sosyal adaleti sağlamak, her birimizin sorumluluğudur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort brushk.com.tr sendegel.com.tr trakyacim.com.tr temmet.com.tr fudek.com.tr arnisagiyim.com.tr ugurlukoltuk.com.tr mcgrup.com.tr ayanperde.com.tr ledpower.com.tr
Sitemap
ilbetvdcasino giriş sitesivdcasino güncel girişhttps://www.betexper.xyz/betci.cobetci girişhiltonbet güncel giriş