Tanzimat Fermanı Hangi Fikir Akımı Doğrultusunda Hazırlanmıştır?
Bir gün İstanbul’da yürürken, tarihi yarımadada, Topkapı Sarayı’nın etrafında dolaşırken gözüm birden o meşhur sarayın kapısından dışarıya bakmaya başladı. Hani tarih kitaplarında okuduğumuz o eski zamanlardan, padişahların ve devlet adamlarının iç içe geçtiği günlerden kalma izler. O anda aklıma gelen şeylerden biri, Tanzimat Fermanı oldu. Peki, bu fermanı yazanlar hangi düşüncelerle hareket etmişti? Tanzimat Fermanı, sadece o dönemin Türkiye’sinin değil, tüm Osmanlı İmparatorluğu’nun geleceğini şekillendiren bir dönüm noktasıydı. Ama neyin peşinden gidiyorlardı? Hangi fikir akımlarının etkisindeydiler?
Tanzimat Fermanı’nın Doğuşu: Batı Etkisi ve Yenilikçi Düşünceler
Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839’da padişah II. Mahmud’un ölümünden sonra, Osmanlı Devleti’nin yeniden düzenlenmesi amacıyla ilan edilen önemli bir belgedir. Peki, bu reformlara yol açan temel fikir akımları nelerdi? İnsanın kafasında ilk belirgin soru bu oluyor. İçimdeki analitik ben, “Bunun Batı’nın etkisiyle şekillendiği çok açık,” diyor. Evet, Tanzimat Fermanı’nı hazırlayan Osmanlı aydınları, özellikle Fransız İhtilali’nin ve Aydınlanma düşüncelerinin izlerini taşıyan bir dönemin etkisi altındaydılar.
Birçok tarihçi, Tanzimat’ın Batı’daki özgürlük, eşitlik ve hukuk devleti anlayışından etkilendiğini söyler. Yani Tanzimat Fermanı, sadece Osmanlı’nın iç dinamiklerinden değil, aynı zamanda Batı’daki aydınlanmacı fikirlerden, hatta Fransız Devrimi’nin etkilerinden besleniyordu. O dönemde Avrupa’da büyük bir sosyal değişim vardı. İnsan hakları, vatandaşlık hakları, eşitlik ve özgürlük gibi kavramlar öne çıkıyordu. Bu kavramlar, Osmanlı’daki idareci zihinlere de bir şekilde ulaşmıştı.
Bürokratik Reformlar ve Osmanlı Modernleşmesi
Fermanın metnine baktığınızda, çoğu madde aslında devletin iç yapısında reformlar öneriyordu. Hukukun üstünlüğü, gayrimüslimlerin de eşit haklara sahip olması, toprak mülkiyeti gibi konulara değiniyordu. Hani, bir anlamda “yeni bir başlangıç” arayışı vardı. Bu, Osmanlı’daki geleneksel yönetim anlayışına bir karşı duruştu. İçimdeki mühendis ben, “Bu, Batı’daki modernleşme hareketlerinin bir yansıması,” diye düşünüyor. Çünkü Batı’da zamanla ortaya çıkan hukuk devletinin Osmanlı’ya etkisi çok açık bir şekilde hissediliyordu.
Tabii ki Tanzimat, sadece Batı’dan ilham almakla kalmadı; Osmanlı’nın içindeki değişim talepleri de bu süreçte etkili oldu. Bu fermanla birlikte, yönetim mekanizmasında şeffaflık ve eşitlik sağlanmak istendi. Her şeyin devletin denetiminde, düzen içinde olması gerektiği vurgulandı. Ama işin duygusal yönüne de bakmak lazım. İçimdeki insan tarafı, “Peki ya halk ne düşünüyordu?” diye soruyor. Tanzimat, toprağa bağlı köylüler için mi, yoksa sarayın içindeki elitler için mi hazırlanmıştı? Kendi içimden bu soruyu sormadan edemiyorum.
Sosyal ve Kültürel Dönüşüm: Tanzimat’ın Derin İzleri
Bir başka dikkat çekici şey de, Tanzimat Fermanı’nın kültürel yansımasıydı. Fermanın getirdiği yenilikler, sadece hukuk ve devlet yapısında değil, aynı zamanda toplumun sosyal yapısında da değişimlere yol açtı. Özellikle eğitim alanında ciddi adımlar atıldı. Batı tarzı okullar açıldı, köleliğe son verildi, halkın bireysel hakları daha fazla güvence altına alınmaya çalışıldı. Ancak, tüm bu yenilikler ne kadar yerleşebildi? İçimdeki sosyal adalet savunucusu tarafım, “Bu değişimler sadece birer formalite mi kaldı?” diye soruyor. Hala, Tanzimat’ın etkilerinin tam anlamıyla halka inip inmediği konusunda şüphelerim var.
Bugün, mesela İstanbul’da sokakta yürürken, özellikle daha eski mahallelerde, hala o geleneksel yapının izlerini görmek mümkün. Bazı mahallelerde, aynı Osmanlı’nın feodal yapısının bir şekilde devam ettiğini hissediyorum. Bazen bir çarşıda yürürken, geçmişin ve Tanzimat’ın etkisi hala arka planda. Öyle ya da böyle, Tanzimat Fermanı ile başlatılan modernleşme süreci, aslında toplumun bir kısmı için hala bir uzlaşma noktası bulmuş değil.
Geleceğe Bakış: Tanzimat’ın İzleri Bugün Ne Anlama Geliyor?
Peki ya gelecekte? Tanzimat Fermanı ile Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme çabaları, günümüz Türkiye’sinin temel taşlarını oluşturdu diyebilir miyiz? Belki evet, belki hayır. Tanzimat ile başlayan bu dönüşümün etkilerini günümüzde hala hissediyoruz. Hukuk, eşitlik ve vatandaşlık hakları açısından ilerlemeler kaydedildi. Ama hala bir eksiklik var: Gerçek eşitlik ve özgürlük. Özellikle toplumun farklı kesimleri arasında hala ciddi uçurumlar var. Yine de Tanzimat Fermanı’nın bir dönüm noktası olduğunu, bu fikri akımların gücünü kabul etmek gerekiyor.
Sonuçta, Tanzimat Fermanı’nı hazırlayanlar Batı’daki aydınlanma ve modernleşme akımlarından beslendiler. Ancak onların sadece Batı’yı taklit etme amacında olmadıklarını söylemek de önemli. Tanzimat Fermanı, aynı zamanda Osmanlı’nın var olan yapısını modernleştirerek daha demokratik, daha adil bir toplum yaratma çabasıydı. Bu çaba, bugünün Türkiye’sinde hala devam eden bir tartışma. Belki de Tanzimat Fermanı’nın gerçek etkisi, hem geçmişi hem de geleceği şekillendirmeye devam edecek.